Yazar:Dawn SİRETT
Çeviren:Fatih ERDOĞAN
Benim kızım uyumuş da büyümüş. Demiş, anneciğim artık bana bez bağlama. Birazcık tut elimden, yok göster yeter! Ne yapacaksam yarım ben oturağıma… Özel biçimli kapağı, eğlenceli metni, sevimli resimleriyle küçüklerin tuvalet eğitimi için yardımcı bir kitap.
9 Mayıs 2011 Pazartesi
Sağlık Yoğurdun Suyunda
Çoğu zaman çöpe dökülen yoğurt suyu, sağlık açısından son derece önemli olan B2 vitamini bakımından çok zengin. Türkiye’de eksikliği en fazla görülen vitaminlerden biri olan B2 vitamini, vücudun protein, karbonhidrat ve yağlardan daha fazla faydalanmasını sağlıyor. Eksikliğinin göz ve ağız kenarlarında çatlamalar ve yaralara neden olan B2 vitamini yoğurdun suyunda bol miktarda bulunuyor.
Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Nurten Budak, yoğurt suyunda bulunan ve Türkiye’de eksikliği en fazla görülen vitaminlerden biri olan B2 vitamininin, sağlık açısından son derece faydalı olduğunu belirtti. Genellikle yoğurdun kalitesini azaltacağı ve lezzetini bozacağı düşüncesiyle suyunun döküldüğünü vurgulayan Budak, B2 vitamininden faydalanılması için yoğurt suyunun dökülmemesi veya başka alanlarda kullanılması gerektiğini kaydetti.
Yoğurt suyunun çorba ve ayran yapımında kullanılarak değerlendirilebileceğini öneren Budak, “Yoğurt suyu ile birlikte tüketilmelidir. Ancak, ille de süzdürülmek isteniyorsa yoğurdun suyu ayran veya yoğurt çorbası yapımında kullanılmalıdır. Bu sayede yoğurt suyunda bulunan B2 vitamininin boşa gitmesi engellenebilir” dedi.
“PROTEİN, KARBONHİDRAT VE YAĞLARIN FAYDASINI ARTIRIYOR
Yoğurdun suyunda bol miktarda bulunan B2 vitamininin, Türkiye’de eksikliği en fazla görülen vitaminlerden biri olduğunu ifade eden Budak, B2 vitamini eksikliğinin göz ve ağız kenarlarında çatlamalar ve yaralara neden olduğuna, bu şikayetlerin en fazla çocuklarda ortaya çıktığını söyledi.
B2 vitamininin daha çok süt ve süt ürünlerinde bulunduğunu hatırlatan Budak, bu ürünlerin yanlış koşullarda saklanmasının vitamin kaybına yol açtığını bildirdi. Süt ve süt ürünlerinin güneş ışığında bekletilmesinin B2 vitamini değerini azalttığını belirten Budak, şöyle devam etti:
“Yoğurdun suyuna sarı ve yeşilimsi rengi veren Riboflavin (B2) vitaminidir. B2 vitamini protein, karbonhidrat ve yağlar ile etkileşimiçine girerek onlardan daha fazla faydalanılmasını sağlar. Bu vitamin yoğurt suyunun yanı sıra tarhana gibi yiyeceklerde de bol miktarda bulunmaktadır. Bu yiyeceklerin B2 vitamininin azalması için güneş ışığından uzak tutulması gerekir. Bazı bölgelerde tarhananın güneş ışığında kurutulması alışkanlığı bu nedenle yanlıştır. Aynı şekilde güneş ışığında kurutulan tüm süt mamullerinde vitamin kaybı olmaktadır.”
Yoğurt suyunun çorba ve ayran yapımında kullanılarak değerlendirilebileceğini öneren Budak, “Yoğurt suyu ile birlikte tüketilmelidir. Ancak, ille de süzdürülmek isteniyorsa yoğurdun suyu ayran veya yoğurt çorbası yapımında kullanılmalıdır. Bu sayede yoğurt suyunda bulunan B2 vitamininin boşa gitmesi engellenebilir” dedi.
“PROTEİN, KARBONHİDRAT VE YAĞLARIN FAYDASINI ARTIRIYOR
Yoğurdun suyunda bol miktarda bulunan B2 vitamininin, Türkiye’de eksikliği en fazla görülen vitaminlerden biri olduğunu ifade eden Budak, B2 vitamini eksikliğinin göz ve ağız kenarlarında çatlamalar ve yaralara neden olduğuna, bu şikayetlerin en fazla çocuklarda ortaya çıktığını söyledi.
B2 vitamininin daha çok süt ve süt ürünlerinde bulunduğunu hatırlatan Budak, bu ürünlerin yanlış koşullarda saklanmasının vitamin kaybına yol açtığını bildirdi. Süt ve süt ürünlerinin güneş ışığında bekletilmesinin B2 vitamini değerini azalttığını belirten Budak, şöyle devam etti:
“Yoğurdun suyuna sarı ve yeşilimsi rengi veren Riboflavin (B2) vitaminidir. B2 vitamini protein, karbonhidrat ve yağlar ile etkileşimiçine girerek onlardan daha fazla faydalanılmasını sağlar. Bu vitamin yoğurt suyunun yanı sıra tarhana gibi yiyeceklerde de bol miktarda bulunmaktadır. Bu yiyeceklerin B2 vitamininin azalması için güneş ışığından uzak tutulması gerekir. Bazı bölgelerde tarhananın güneş ışığında kurutulması alışkanlığı bu nedenle yanlıştır. Aynı şekilde güneş ışığında kurutulan tüm süt mamullerinde vitamin kaybı olmaktadır.”
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
Çocukların zihinsel ve kişilik gelişiminin %70;i 0-6 yaş arasında tamamlanmaktadır.
Çocukların zihinsel ve kişilik gelişiminin %70’i 0-6 yaş arasında tamamlanmaktadır.Bu süre içeri kazanılan davranış biçimleri,tüm yaşam boyunca devam etmektedir.
Okulöncesi eğitim,tüm Avrupa ülkelerinde,hükümet programları ve yatırımların temel hedeflerini ve odak noktalarını oluşturmaktadır.Ülkemize bakıldığında ise bu konunun üzerinde yeterince durulmadığı ve önlemlerin yetersizliği dikkati çekmektedir.Rakam vermek gerekirse, okulöncesi eğitim oranı Avrupa ülkelerinde (örneğin,Fransa ve İsveç’te) %100’lere varmakta olup,ülkemizde ise ancak %15’tir. Siyasi otoriteler, okul çağı çocuklarımızın sayısal değerini verirken 15 milyon olarak belirtmektedirler.Oysa, eğitim yaşında 4,5milyon 3-6 yaş arası çocuk bulunmaktadır.Bu rakamın 20milyon olarak ifadesi sağlandığında ve Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi içerisinde okulöncesi çağı çocukları için ayrılan pay, okulöncesi çocuk nüfusu oranında arttırıldığında, okulöncesi eğitimin öneminin kavrandığı belli olacaktır.Avrupa Topluluğuna girme çabası içerisinde olduğumuz şu günlerde, çağdaşlığa giden yolun ancak çocukların eğitimi ile sağlanabileceği göz önünde tutulmalı,yatırım hedefleri saptanırken, çocukların eğitim gereksiniminin, doğumdan başlayarak karşılanması gereksinimi öncelikle ele alınmalıdır.Bu hedefe ulaşmak için bir an önce okulöncesi eğitimin önemine ilişkin kampanyalarla,kamuyu bilgilendirmek ve oluşan kamuoyu ile siyasi kararlar alınmasını sağlamak gerekmektedir.
3-6 yaş arası bilimsel olarak eğitim yaşıdır.Bu yaş gurubundaki tüm çocukların Anayasa’nın 42. Maddesinde belirtilen eğitim hakkından yararlanabilmeleri için okulöncesi eğitim kurumlarının yeterli sayıya çıkarılması konusunda çalışmalar hızlandırılmalı, özel yatırımcılar kredilendirilmeli ve desteklenmelidir.Yapılan araştırmalara göre, okulöncesi eğitim alan çocuklar ilkokulda okuma yazmayı, bu eğitimi almayan çocuklardan %100 daha hızlı öğrenmekte ve bu öğrenme hızı yaşam boyu sürmektedir.Öğrenmenin %80’i okuma yolu ile olduğundan , çocuğun kitapla erken yaşta tanışması onun öğrenme hızını çok etkilemektedir.Burada da okulöncesi eğitimde kitapların önemi açıkça görülmektedir.
0-6 yaş arasındaki çocuğun eğitiminde en önemli rol ana-babaya düşmektedir. Bu nedenle öncelikle ana-babanın bilinçlendirilmesi çalışmaları önem kazanmaktadır.Ülkemizde okulöncesi eğitim kurumlarının azlığı dikkate alındığında,okul öncesi eğitimi veren kitap,oyuncak ve benzeri materyalin önemi ve bunların kullanımı konusunda velilerin bilgilendirilmesinin zorunluluğu açıkça görülmektedir.
Toplum olarak, çok sevdiğimiz çocuklarımız ve geleceğimiz için en kalıcı yatırımın eğitim olduğu bilincine vardığımızda, tüm diğer sorunlarımızın kolayca çözümlendiğini göreceğiz.Bunun için 1-7 Eylül tarihleri “Okulöncesi Eğitim Günleri” olarak gelenekselleşecektir.
KAYNAK:www.okuloncesiegitim.org
KAYNAK:www.okuloncesiegitim.org
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
